Merhaba Ziyaretçi;

Dünya'nın En Büyük ve En İyi Torrent Oyun Forumuna Hoşgeldin

Üye olursan 7/24 gerçek destek alabilirsin. 10 saniyede üye olmak için hemen tıkla!

*
(Hızlı Arama Motoru)™

Forum Aramasını Kullanın
Arama Motorumuz Hakkında
İsabetli Aramalar Hakkında - Konsolcular İçin İyi Haber

Gönderen Konu: Film Tarihi Ve Sinema Camiasının En Yetenekli Ve En Ünlü Oyuncuları  (Okunma sayısı 2795 defa)

0 Üye ve 1 Ziyaretçi konuyu incelemekte.

Çevrimdışı BLTAZAR

  • 8. Seviye
  • *
  • Banned!
  • İleti: 2.991
  • Aldığı Teşekkür: 236
  • Game Over?
  • Platform: PC + PS3

Film Tarihi
Film, tarihi bakımdan ilkin hareketli resimlerin kaydı ve gösterilmesi için kullanılan bir terimdi. Ancak daha sonra genelleştirilmiştir. Film terimi ile birlikte "Sinema", "Gümüş ekran" gibi terimler de kullanılmaktadır. Herhangi bir oyuncu veya yönetmenin; oynadığı, yönettiği, yazdığı vb. tüm filmlerin listesine ise filmografi denir.

Filmler gerçek insan ve objelerin kamerayla kayıt edilmesiyle veya animasyon teknikleri veya özel efektlerle her iki unsurun yaratılmasıyla üretilir. Filmlerle bir seri tekil çerçeveler oluşturulur ancak bu imajlar ardışık ve hızlıca gösterildiğinde, izleyicide hareket illüzyonu denilen bir göz yanılgısı oluşur. Çerçeveler arası geçişler görülmediğinden göz imajı sürekli bir akış halinde algılar.


İki boyutlu imajların hareketli olarak gösterilmesi mekanizmasının varlığı 1860'lı yıllara kadar geri gider. Bu yıllarda zoetrope ve praxinoscope denilen basit optik aygıtların gelişmişi olan aygıtlar kullanılmaktaydı.

Fotoğrafçılıkta hâlâ kullanılan selüloid filmin geliştirilmesiyle nesnelerin gerçek zamanlı hareketini yakalamak mümkün olmuştur. İlk versiyonlarda izleyicinin akış halindeki resimleri görmesi için özel bir aygıtın içine bakması gerekiyordu. 1880'lere kadar olan gelişmelerle kameraların gerçek zamanlı görüntüleri yakalaması filme kayıt etmesi ve perde üzerine yansıtarak tüm bir izleyici kitlesine izletilmesi mümkün olmuştur. "Hareketli resimler" (motion pictures) denilen bu gösterilerde görüntüler üzerinde herhangi bir sinema tekniği kullanılarak oynanamamaktaydı.

İlk öykülü film 1902 yılında Georges Méliès tarafından Le Voyage dans la Lune (Aya Seyahat) adlı filmle gerçekleştirildi. 19. yüzyıla kadar hareketli resimler tamamen görsel bir sanat olmasına karşın ilk sessiz filmlerin kamu tarafından beğenilmişti. 20. yüzyılın başında filmler öyküsel bir yapı geliştirmeye başladı. Kamera hareketleri filmin hikâyesini daha etkili kılacak şekilde uygulanmaya başladı. Filmler sessiz olduğundan seyirciler salon sahipleri filmdeki hikâyenin geçiş şekline göre müzik üretecek bir piyanist veya orkestra kiralamaya başladılar. 1920'lerin başlarında çoğu film için bu amaçla hazır müzik listeleri oluşturuldu.


Film Kuramı
Film kuramı film/sinemaya bir sanat olarak uygulanacak özlü, sistematik kavram arayışıdır. Klasik film kuramı teknik, öyküleme, tür, öznellik, yazarlık gibi klasik konular için uygulanacak yapısal bir çatı sağlamaktadır. Daha yakın dönemde analizler psikoanalitik film kuramı, yapısalcı film kuramı, feminist film kuramı ortaya çıkmıştır.

Sinema
Sinema, herhangi bir hareketi düzenli aralıklarla parçalara bölerek bunların resimlerini belirleme ve sonra bunları gösterici yardımıyla karanlık bir yerde, bir perde üzerinde yansıtarak hareketi yeniden oluşturma işidir.

Film göstermeye yarayan özel bir makineyle görüntülerin beyaz perdeye yansıtıldığı salon veya yapıya da sinema denir. İlk film cihazına büyülü fener (lanterne magique) denmişti.

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'ndaki Madde 5'e göre sinema: tespit edildiği materyale bakılmaksızın, elektronik veya mekanik veya benzeri araçlarla gösterilebilen, sesli veya sessiz, birbiriyle ilişkili hareketli görüntüler dizisidir.

Sinema, Yedinci sanat olarak kabul edilir.


Sinema Türleri
Filmler, konularına göre bir ya da birden fazla tür altında sınıflandırılır.

Başlıca Film Türleri

    Animasyon
    Aksiyon
    Belgesel
    Bilim Kurgu
    Biyografi
    Casusluk
    Çizgi Roman
    Erotik
    Fantastik
    Felaket
    Gerilim
    Komedi
    Korku
    Macera
    Müzikal
    Romantik
    Savaş
    Spor
    Tarihi
    Uzay
    Video Oyunu
    Western



Aya Seyehat (Film,1902)


Aya Seyahat (Fransızca: Le Voyage dans la lune) 1902 Fransız yapımı siyah-beyaz sessiz bilim kurgu filmidir. Film orijinallerine sıkı sıkıya bağlı kalınmadan, zamanının iki popüler romanından uyarlanmıştır: Jules Verne'nin yazdığı Dünyadan Aya ve H. G. Wells'in yazdığı Aydaki İlk İnsanlar .

Filmin senaryosu, kardeşi Gaston'un yardımlarıyla Georges Melies tarafından yazılmış ve film yine Georges Melies tarafından yönetilmiştir. Film saniyede 16 kare hızında oynatıldığında 14 dakika sürmektedir.

Aya Seyahat ilk gösterildiği yıllarda çok popüler olmuştur ve Melies'in çektiği yüzlerce fantezi filmi arasında en iyi bilinen filmdir. Film, aynı zamanda birçok kişi tarafından sinema tarihinde yenilikçi animasyon ve özel efekt kullanan ilk film ve sinema tarihinin ilk bilim kurgu filmi olarak kabul edilmektedir



Georges Méliès'in Aya Seyahat adlı filminden bir görüntü (1902)

Film Eleştirme Ve Düzeyi Belirlemek İçin Kurulumuş Web Siteleri

AllRovi
Allmovie.com, All-Movie Guide, All Media Guide’ın şirketinin bir iştiraki; filmlerin eleştiri, inceleme ve değerlendirmesinin yapıldığı internet sitesidir.

All-Movie Guide, Michael Erlewine (popüler kültür arşivcisi) ve Vladimir Bogdanov (Matematik doktoru) tarafından kurulmuştur. İkili ayrıca All-Music Guide (allmusic.com), ve All-Game Guide (allgame.com) adlı siteleri de kurmuştur.
Sitenin veritabanı, onbinlerce film dağıtımcısı, internet sayfası ve perakende satış noktası adına lisanslıdır. Veritabanı zengin ve ayrıntılıdır. Veri tabanında film bilgileri, oyuncu ve yapım detayları, konu özeti, profesyonel eleştiriler, ilgili bağlantılar bulunur.


İnternet Movie Database| İnternet Film Veri Tabanı (IMDB)


Internet Movie Database (İnternet Film Veri Tabanı), kısaca IMDb, yeryüzündeki tüm ülkelerin ve tüm dönemlerin sinema ve televizyon filmleri, film yıldızları ve dizileri hakkında bilgiler barındıran çevrimiçi bir veritabanıdır.

500.000 civarında yapım ve 2 milyon civarında kişi hakkında bilgiler içerir. Ücretli veya ücretsiz üyelik sistemiyle kaydolan kullanıcıların katkılarıyla büyür.

1990 yılında, USENET üzerindeki bir grubun, Unix shell olarak derlenmesi ile ortaya çıkmıştır ve 1998'de Amazon.com tarafından satın alınmıştır.


Sinemalar.com
Sinemalar.com; İlk olarak Kasım 2006 tarihinde yayın hayatına başlayan 23 Şubat 2007 tarihinde kendisini yenileyen bir Türk sinema  takip sitesidir. Sinemaseverler bu site sayesinde bütün illerdeki sinema salonları ve seanslarını, en son filmler hakkında bilgileri, sinepedi adlı bölümü sayesinde de film arşivlerini inceleyebiliyorlar.

Sinemalar.com'un sahibi şuan Nokta A.Ş'dir.


Beyazperde (web sitesi)
Beyazperde.com, 1998 yılında Young New Media bünyesinde yayın hayatına başlayan ve Temmuz 2006 yılında Mynet tarafından satın alınan sinema web sitesi. Türkiye'de en çok ziyaret edilen sinema sitelerinden biridir.

Sadece sinema üzerine yaratılmış web sitesinde yazarlar kadrosu Serdar Kökçeoğlu, Ali Ercivan, Ayşegül Kesirli, Oktay Ege Kozak, Orkan Şancı, Zafer İlbars, Melis Zararsız, Murat Tolga Şen, Funda Sularöz ve Murat Özer'den oluşmaktadır. Site ziyaretçileri filmlere puan vererek sitedeki en iyi film sıralamasının belirlenmesinde aktif rol oynayabilmektedir.

Mayıs 2010 itibariyle ise Fransız bir şirket olan AlloCine, Beyazperde.com'u satın almıştır.


SinemaTürk


SinemaTürk, internet üzerinde filmler, diziler, oyuncular, yönetmen, senarist ve çevirmenler, dramaturglar, seslendirme sanatçıları, film yapımcıları, film müziği yapanlar, ışıkçılar ve tüm sinema çalışanları, teknikleri, haber ve yorumları üzerine ayrıntılı bilgi içeren bir web sitesidir.

SinemaTürk ayrıca, tiyatro sanatçılarına da yer vermekte olup, "SineKÖŞE" adlı bölümünde sinema ağırlıklı konularda köşe yazıları yayınlamaktadır.

Web sitesinin veri tabanında 12 Haziran 2009 itibarıyla; 20164 film,56976 sanatçı, ve 2253 sektörel üye bulunmaktadır. Sinema Türk yetkilisi Ahmet S. Aktaş'ın belirttiğine göre; Sinema Türk, sinema sektörü insanlarını bir araya getiren bir sosyal ağ projesi olma arzusunda olduğunu ifade etmektedir.

Ücretsiz üyelik sistemiyle, üyelerinin yorum ve katkılarına da olanak sağlayan site, sanatçı ve sinema emekçileriyle röportajlara yer vermekte, güncel filmler için seans, salon vb. bilgiler içermektedir.

SinemaTürk'ün, görsel sanatlarla ile ilgili kitaplara yer veren sayfaları da bulunuyor. Site, 2007 Eylül ayından itibaren yeni sürümü 2.0 ile yayına devam ediyor.


TurkishFilmChannel.com

TurkishFilmChannel, Amerika Birleşik Devletleri'nin Seattle şehrinde Filmpot LLC tarafından kurulmuş, amacı Türk filmlerini kataloğunda biraraya getirip bütün dünyada internet üzerinden seyredilebilir kılmak olan bir dağıtım şirketidir. Filmpot LLC Temmuz 2012'de ASİ Film ve Altınsay Filmworks ile ortaklığa giderek İstanbul ofisini de kurmuştur.

Web sitesi içinde filmlerin tanıtımı, eleştirmen yorumları, fragmanlar ve filmlerin hangi internet kanallarında seyredilebileceği bilgileri bulunmaktadır. Kataloğundaki filmler iTunes, Amazon Instant Video, Ximon, MUBI, IndieFlix ve YouTube sitelerinde yasal olarak seyredilebilmektedir.


Dağıtım
TurkishFilmChannel'ın digital dağıtımını yaptığı filmler

    Kıskanmak (film)
    Masumiyet (film)
    İtiraf (film)
    Üçüncü Sayfa
    Bekleme Odası
    Kader (film)
    Yazgı (2001)
    C Blok (film)
    Made in Europe (film)
    Bornova Bornova
    Gitmek: Benim Marlon ve Brandom
    Gemide
    Uzak İhtimal
    Arkadaş (film)
    Umut (film)
    Aç Kurtlar
    Sürü (film)
    Zavallılar
    Ağıt (film)
    Fikret Bey
    Janjan
    Sonbahar (film)
    İki Genç Kız
    Lola + Bilidikid



Charlie Chaplin
Şahsen benim en sevdiğim yabancı oyuncudur.



Charlie Chaplin, (d. 16 Nisan 1889 - 25 Aralık 1977), İngiliz sinema yönetmeni, oyuncu ve yazar. Asıl adı Charles Spencer Chaplin olmakla beraber, yarattığı "Şarlo" (Charlot) karakteri ile özdeşleşti ve öyle anıldı.

Londra'nın fakir bölgelerinden birinde doğup büyüyen Chaplin, 1913' te gittiği ABD'de sinemaya başlamıştı. 1914'teki ilk filmi Making A Living 'in ardından çekilen Kid Auto Races in Venice filminde bol pantolonlu, melon şapkalı, büyük ayakkabılı, sürekli bastonunu çeviren ve sakar hareketleri ile gülünç mizansenler oluşturan "Şarlo" tiplemesini yarattı. Takip eden yıllar içinde aralarında The Immigrant (1917), The Adventurer (1917) gibi ünlü filmlerinin de bulunduğu altmıştan fazla kısa filmde oynayarak yeni gelişmekte olan sinemanın da etkisiyle dünya çapında görülmemiş bir üne kavuştu. 1918 yılında çektiği A Dog's Life filmi ile uzun metrajlı filmlere de başlayan Chaplin, Mary Pickford, Douglas Fairbanks ve D. W. Griffith ile birlikte kurdukları United Artists film şirketinin ortağı olduktan sonra Altına Hücum, Şehir Işıkları, Büyük Diktatör, Asri Zamanlar, Sirk ve Sahne Işıkları gibi başyapıtlara imza attı.

Filmlerinde dönem koşulları için imkânsız görülebilen mizansenlere, koreografilere ve akrobatik hareketlere yer veren Chaplin, komedi sinemasının bütün örneklerini sonuna kadar korumakla birlikte, heyecanın ve hareketin asgari düzeye çekildiği sahnelerinde ise dramatik yapısını sergileyebilmiştir. Popülist yaklaşımlara, hiçbir zaman benimsemediği bazı yönetim biçimlerine ve teknolojiye yönelik ağır eleştirilerini ise yine bu komedi tarzının içinde eritmiş ve sessizce seyirciye ulaştırmayı bilmiştir.

Yarattığı 'modern palyaço' Şarlo ile dünya üzerinde filmlerinin gösterildiği her ülkede insanların hayranlığını toplamasına rağmen, Amerika Birleşik Devletleri vatandaşlığını reddetmesi sebebiyle bu ülkede kendisine yönelik olarak başlatılan karalama kampanyası; kendisinden bir hayli genç olan kadınlarla yaptığı dört ayrı evlilik, bir dönem kendisine açılan babalık davası, The Immigrant filminde bir ABD memurunu tekmelediği sahne ve son olarak Altına Hücum filmindeki bazı sahnelerin komünizm propagandası olarak yorumlanması gibi olayların etkisiyle Chaplin'in ABD'ye girmesi yasaklandı. Bunun üzerine karısı ve çocuklarıyla birlikte hayatının sonuna kadar yaşayacağı İsviçre'ye yerleşen Chaplin, ancak 1972 yılında Oskar Özel Ödülü'nü almak için yıllar sonra ABD'ye geri döndü. Takip eden yılda City Lights adlı filme bir kez daha Oscar ödülünü kazanmıştır. 1975 yılında 86 yaşında iken İngiltere Kraliçesi II. Elizabeth tarafından şövalye unvanına layık görülmüştür.


İlk Yıllar

Charles Chaplin (Şarlo), 16 Nisan 1889' da Londra'nın fakir semtlerinden biri olan East Lane, Walworth' ta doğdu.[1] Charlie'nin henüz o üç yaşına bile gelmeden ayrılan annesi ve babası müzikhollerde ve çeşitli tiyatrolarda çalışan profesyonel sanatçılardı.[2] Sahne adı Lily Harley olan annesi Hannah Harriet Pedlingham Hill (1865-1928) profesyonel olarak sahneye ilk kez 19 yaşında çıkmıştı. Annesi ve -başka babadan doğma- kardeşi Sydney Chaplin ile birlikte Londra'nın fakir semtlerinde çeşitli evlerde büyüyen Chaplin' in yaşamı ruhsal dengesizlikler yaşayan annesinin durumunun kötüye gitmesi ile zorlaştı. Anne Hannah, 1894'teki bir sahne performansı sırasında sesini kaybetmiş ve hemen ardından yaşadığı ekonomik zorlukların da etkisiyle psikolojik sorunları artmıştı. Onun bir rehabilitasyon merkezine yatırılmasının ardından çocukları Charlie ve Sydney, metresiyle birlikte yaşayan babaları Charles Chaplin Sr. 'nin yanına yollandı. Charlie ve Sydney bu dönemde Kennington Road School' a gönderildiler. Charles Chaplin Sr, henüz 37 yaşındayken üstesinden gelemediği alkolizm nedeniyle, oğlu Charlie henüz on iki yaşındayken, hayatını kaybedecekti.

Rehabilitasyon merkezinden çıktıktan kısa bir süre sonra Hannah' nın hastalığı yeniden nüksedince çocuklar bu sefer genel olarak workhouse olarak adlandırılan ve oldukça kötü koşulları ile bilinen bakımevlerinden birine yollandılar. Londra'nın doğusundaki Lambert adlı bölgede bulunan bu bakımevindeki günler annesi ve kardeşinden ayrı kalan ve yaşı bir hayli küçük olan Charlie için hayli güç geçmişti. Chaplin' in Walworth ve Lambert'te geçirdiği bu yoksulluk günleri onda derin izler bırakacak ve ileriki yıllarda filmlerinde seçtiği mekân ve konularda sık sık kendini gösterecekti.

Sydney ve Charlie daha sonra aileden gelme yetenek ve alışkanlığın da etkisiyle tiyatrolarda ve müzikhollerde çalışmaya başladılar. Chaplin ciddi anlamdaki ilk sahne tecrübesini The Eight Lancashire Lads adlı grupta çalışırken yaşadı.


Hannah çocukları tarafından ABD'ye getirildikten yedi yıl sonra 1928'de Hollywood'da yaşamını yitirdi. Babaları farklı olan Charlie ve Sydney'in, anneleri Hannah üzerinden 1901 doğumlu Wheeler Dryden adlı bir kardeşleri daha vardı. Dryden, annesinin ruhsal rahatsızlıkları nedeniyle babası tarafından Hannah' dan uzak tutulmuş ve Kanada'da yetiştirilmişti.[4] 1920 ortalarında annesini görmek için ABD'ye giden Dryden, daha sonraları kardeşleri ile film projelerinde çalışmış ve Chaplin'in asistanlığını yapmıştır.

Amerika


Chaplinın ilk filminden bi sahne (Makin a Living)

Sydney Chaplin'in 1906'da dönemin ünlü Fred Karno kumpanyasına katılmasının ardından Chaplin de, 1908'de onu izleyerek bu topluluğa katılmayı başardı.[5] Chaplin gezici Karno kumpanyası ile 1910 - 1912 arasında ABD'ye turneye çıktı. İngiltere'ye dönüşünden sadece beş ay sonra yine Karno ile birlikte 2 Ekim 1912'de yeniden ABD'ye gitti. Bu seferki turda, daha sonra Laurel ve Hardy ikilisinden Stan Laurel'i canlandıracak olan Arthur Stanley Jefferson ile birlikte çalıştı ve aynı odayı paylaştı. Bir süre sonra Stan Laurel İngiltere'ye dönerken, Chaplin ABD'de kaldı ve Karno ile turneye devam etti. 1913'teki bir gösteri sırasında Mack Sennett' ın dikkatini çekince onun sahibi olduğu Keystone Stüdyoları ile bir anlaşma yaparak onun ekibine katıldı. Böylece 2 Şubat 1914' te Henry Lehrman yönetmenliğinde sessiz bir film olan Making a Living adlı tek makaralık filmde rol alarak yeteneğini tam anlamıyla gösterebileceği sinemaya adım atmış oluyordu. Chaplin; iddialı tavırları ve bir İngiliz olmasından kaynaklanan yabancılığı ve bağımsız karakteri nedeniyle başta Mack Sennett tarafından şüpheyle karşılansa da [6] kısa süre içinde yeteneğini kanıtlayıp yerini sağlamlaştırdı. Keystone ile birlikte çalıştığı bir yıl boyunca 35 filmde rol alan Chaplin hızla ünlü oldu

Öncülüğü

Chaplin 1916'da Mutual film şirketiyle (Mutual Film Corporation) bir seri komedi yapımı için anlaştı. On sekiz aylık süreçte on iki film ürettiği bu dönemde yaptığı filmler, sinemanın en etkili komedi filmleri arasında yerini almıştır. Chaplin daha sonra Mutual ile geçirdiği dönemin kariyerindeki en mutlu dönem olduğunu söylemiştir.

1918'de Mutual ile anlaşmalarının sona ermesi üzerine Chaplin kendi film şirketini kurdu. Kendi şirketiyle çektiği filmlerden bazıları şunlardır: A Dog's Life (1918), Pay Day (1922), Shoulder Arms (1918), The Pilgrim (1923), The Kid (1921), A Woman of Paris (1923), The Gold Rush (1925), ve The Circus (1928). Sesli film döneminden sonra kendisinin en büyük filmi kabul edilen City Lights (Şehir Işıkları) (1931) filmini yaptı.


Politik Düşüncesi

Chaplin, filmlerinde her zaman sol görüşe sempati duyduğunu hissettirmiştir. Sessiz filmlerinde Büyük Depresyon yer vererek yoksuluğa karşılık Tramp'ın kötü yönetim politikasına gönderme yapmıştır. Modern Times filminde işçilerin ve fakir halkın kötü durumlarına dikkat çekmiştir. Büyük Diktatör filmiyle Nazi Almanyasını çok sert biçimde eleştirmiştir ve o dönem ABD resmi olarak Almanya ile hala barış içinde olması filmin ABD'de Chaplin'e karşı karalama kampanyası başlatılmasına neden olmuştur.

Filmlerde Kullandığı Teknikler
Chaplin, hayallerinin ve yaratıcılığının sezgisel boyutta düşünüp de oluşturduğu tüm filmlerin sinema dünyasına yeni heyecanlar katmıştır. Hiçbir zaman ekranın tamamen kapanmasına biranda izin vermemeyi geliştirdi. Filmlerinde diyalogları yazılı olarak farklı bir ekrana geçiş yaparak gösteriyordu ancak teknolojik gelişmelerden yararlanıp bu işin de üstesinden gelmeyi başardı.

Ölümü
Chaplin'in sağlam duruşu 1960'lardan sonra yavaş yavaş bozulmaya başlamıştı, onunla iletişim kurmak güçleşmeye başlamıştı. 1977'de tekerlekli sandalye ile hayatını devam ettiriyordu. Chaplin 1977'in Noel'inde İsviçre'de uykusunda hayata veda etti. 1 Mart 1978'de naaşı küçük bir isviçreli grup tarafından fidye istenmek üzere kaçırılmaya kalkışıldıysa da hırsızlar amaçlarına ulaşamadan yakalandı. Chaplin'in naaşı 11 hafta sonra Cenevre Gölü'ünde 1,8 metre suyun altından çıkartılıp tekrar mezarına defnedildi.

Bu videoyu kesinlikle izlemenizi öneririm
<a href="http://www.youtube.com/watch?v=EU180knRLi0" target="_blank">http://www.youtube.com/watch?v=EU180knRLi0</a>

Bu sahne Chaplin (1992) Adlı filmde charlie chaplinin yaptığı en ünlü filmlerden en güzel sahneleri almıştır.

Türk Sineması
Türk sineması; Türkiye ve öncesinde Osmanlı İmparatorluğu'nda sinemaya dair faaliyetleri ve sinema kültürünü kapsar.


Türk Sineması Dönemleri
Tarih 29 Aralık 1895, Lumiere Kardeşler'in “La Ciotat Garı'na Trenin Varışı”nı anlatan filmi ilk kez Paris'te seyirciye sunuldu. Bu tarihten yaklaşık bir yıl sonra ise Osmanlı sinemayla buluştu. Batı’dan gelen birçok yeniliğin öncüsü gibi sinema da ülkemize azınlıklar tarafından getirildi. Bir Alman Yahudisi olan Sigmund Weinberg Galatasaray'daki bir birahanede ilk film gösterimini (yine Le Citoat Garı'na trenin gelişini anlatan film ile) gerçekleştirmesiyle beraber Türk insanının sinemayla olan ayrılmaz birlikteliği başlamıştır.

Cumhuriyet Öncesi
Tarihte çekilen ilk Türk filmi, 14 Kasım 1914 tarihli, "Ayastefanos'daki Rus Abidesinin Yıkılışı" olarak kabul edilse de, ırksal değil, sosyolojik ve tarihsel bir bakışla Selanik'te Manakis kardeşlerin gerçekleştirdiği filmleri (ki bu filmler Angelopoulos'un Ulysse'nin Bakışı filmine de konu olmuştur) bu kategoride değerlendirmek bilimsel açıdan daha doğru olacaktır.

Cumhuriyet Sonrası
1960’lı yıllara kadar çekilen film sayısı yaklaşık 100 adettir. 1960 sonrası Yeşilçam ’da çekilen film sayısı her geçen yıl hızla artmıştır.

1970'li yıllarda televizyonun ortaya çıkmasından sonra sinema sektörü seyirci bulamamaya başlamış ve seks filmi olarak isimlendirilen erotik komedi filmler çekilmeye başlanmıştır.


1914-1930
Bu süreç aslında 1908 yılında sinema sanatının ülkemize getirilmesinin planlamasıyla başlar ancak, hayata geçirildiği yıl olan 1914 ilk dönem olarak anılır. Bu yıllar arasında Şehzadebey'de Milli Sinema' adı altında halka açık ilk sinema faaliyete girer (19 Mart 1910). O zaman İstanbul Sultanisinde gösteri düzenleyen ekip maddi imkân bularak ikinci türk sineması Ali Efendi Sinemaları'nı açar. Daha sonra da yapılan hikâyeli filmler ve açılan Merkez Ordu Sinema Dairesi, o yılların önemli gelişmeleridir.

Aynı dönemde Fuat Uzkınay'ın çektiği "Ayastefanos'taki Rus Abidesinin Yıkılışı" adlı belgesel Türkiye Sineması'nın ilk eseri olarak 14 Kasım 1914 tarihinde gösterime girmiştir. 150 metrelik bir belgesel olarak çekilen filmin günümüze hiçbir kopyası ulaşmamıştır.

1931-1950
Bu dönemde Türk Sinemaları'nın ilk ortak filmi çekildi: İstanbul Sokaklarında (Türk-Mısır-Yunan ortak yapımı). Ayrıca ilk kısa metraj filmler ve dönem filmleri oluşturuldu. 1931-1950 yılları arasındaki en önemli gelişme ise Türk Sineması Cemiyeti tarafından düzenlenen yarışma oldu. Yarışmada en güzel film de Şakir Sırmalı'nın Unutulan Sır çalışması oldu.

1961-1970
Sinema tarihimizdeki 2. yarışma bu dönemde yapıldı İstanbul Yerli Film Yarışması. Ayrıca artık kapalı sinemaların hayata geçirilme fikri iyice ağırlık kazanıyordu. Bunun yanında renkli film uygulamasına hız verilerek tarihimizdeki en büyük aşama kaydedilmiş oldu. Film sayısı ise artmaya devam ediyordu (789)

1971-1980

Siyah-beyaz filmler sayısal verilere bakıldığında renkli filmlerin gerisinde kaldı. Ayrıca bu çalışmalar iyice ilerletilerek çizgi filmlere çevrildi. Çizgi filmlerle ilgili yarışma dahi yapıldı. Yabancı film festivallerinde de birçok başarı elde ettik. Bunlar:

    Prades Film Şenliği'nde alınan özel ödül.
    Nantes Film Şenliği'nde jüri özel ödülü.
    Lahey Film Şenliği'nde alınan ödül.
    Uluslararası Milano Film Fuarı''nda Ömer Kavur'un yaptığı Yusuf ve Kenanın aldığı büyük ödül.


1981-1990
Bu dönemde siyah-beyaz filmler tarihe karıştı. Yabancı romanlar ve yapıtlar Türkçe'ye çevrildi ve filme dönüştürüldü. Ayrıca Toronto Sinema Vakfı ve Ottowa Elçiliği'nin desteğiyle ilk toplu film gösterimiz düzenlendi. Böylece sinemamız yöreselleşme, küreselleşme olamama tehlikelerini atlatmış oldu.


Ve Tabiki
Kemal Sunal


Ali Kemal Sunal (d. 11 Kasım 1944, İstanbul[1]; ö. 3 Temmuz 2000, İstanbul), Türk tiyatrocu, komedi oyuncusu ve sinema sanatçısı.

Türk sineması'nın büyük komedi oyuncusu ve sinema oyuncularından biri olarak kabul edilen Kemal Sunal, oynadığı rollerle Türk sinemasına yeni bir soluk getirdi. Çevirdiği filmlerde genellikle saf, şanslı, iyi yürekli karakterleri canlandırmıştır. Filmlerinin ilk gösterimlerinden yıllar sonra bile hala büyük bir ilgiyle izlenmesi olgusunu, yazmış olduğu bilimsel yüksek lisans tezinde sosyolojik olarak irdelemiştir. Oynadığı filmlerin çoğu izlenme rekoru kırmıştır.


Gençliği
İstanbul Küçükpazar semtinde doğan oyuncunun babası Malatya doğumlu Migros'tan emekli Mustafa Sunal; annesi Saime Sunal'dır. Kemal Sunal'ın, Cemil Sunal ve Cengiz Sunal adında iki kardeşi vardır.

Sanatçı, ilkokulu Mimar Sinan İlkokulu'nda okudu, Vefa Lisesi'nden mezun oldu. Yüksek tahsiline Marmara Üniversitesi Gazetecilik bölümünde başladı. Öğrenimi sırasında Emayetaş Fabrikasında çalışmış, ayrıca elektrikçide çıraklık yapmıştır. Vefa Lisesindeki felsefe hocası Belkıs Balkır'ın sanatçıyı Müşfik Kenter ile tanıştırmasının, Kemal Sunal'ın kariyerinde önemli yeri vardır.


Kariyeri
İlk Yıllar


Kemal Sunal, 1974 yapımı Hababam Sınıfı filmindeki İnek Şaban rolünde.

964 yılında Ankara Bando-Mızıka birliğinde askerliğini yaptı. Sanat hayatı, Vefa Lisesi'nde amatör olarak "Zoraki Tabip" adlı tiyatro oyunuyla başladı. İlk kez Kenterler Tiyatrosu'nda profesyonel oyuncu olarak çalıştıktan sonra uzun süre Ulvi Uraz Tiyatrosu'nda, kısa süre Ayfer Feray Tiyatrosu'nda, son olarak da Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nda görev aldı. Devekuşu Kabare Tiyatrosu'nda oynadığı bir oyunda Ertem Eğilmez tarafından çok beğenildi ve böylece beyaz perdeye transfer oldu. İlk rolünü 1973 yılında Ertem Eğilmez'in yönettiği Tatlı Dillim adlı filmde uzun boyundan dolayı basketbolcu olarak aldı. Bunun ardından Ertem Eğilmez'in yönettiği kalabalık kadrolu filmlerde rol almaya başladı.

Kemal Sunal kendi ağzında, ilk yıllarını ve komediye yönelişini şu sözlerle dile getiriyor;

"Nasıl oldu bilmem, ben kendimi sahici bir sahnede seyircilerin arasında buldum. Ses Tiyatrosu'ndaki ilk rolüm çok kısaydı. Üç dakika sahnede ya kalıyor ya kalmıyordum. Öyle pek bir şey söylediğimi de hatırlamıyorum. Sahnenin bir ucundan girip öbür ucundan çıkıyordum. Ne yaptığımı da pek hatırlamıyorum, ama seyirci kahkahadan kırılıyor. Bu da benim hoşuma gitmişti. Bildiğiniz gibi o gün bugündür insanları güldürmeyi seviyorum


Ustalık
Türk sinemasında başta İnek Şaban tiplemesi olmak üzere canlandırdığı pek çok tiple sevenlerinin kalbinde taht kuran Kemal Sunal, 7'den 70'e herkesin sevgisini kazandı. İnek Şaban'ın sevilmesi ile birlikte Kemal Sunal, birçok filmde "Şaban" adlı karakteri canlandırmıştır.

1974 yılında evlendi. Ali ve Ezo adlarında, biri kız diğeri erkek iki çocuğu oldu. 1977'de Antalya Film Festivali'nde En İyi Erkek Oyuncu ödülünü alan Sunal, oyunculuğu ve özellikle değişik tiplemesiyle Türk sinemasında komedi oyunculuğuna yeni bir soluk getirdi. 1990'lı yıllardan itibaren filmleri kesintisiz olarak televizyonlarda yayımlanmaya başlandı; ama kendisi bu gösterimlerden hiç para almadı.


Yüksek Lisans
12 Eylül öncesi dönemde yarım bıraktığı üniversiteyi, Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema Bölümü'nden mezun olarak 1995 yılında bitirdi ve ardından yüksek lisans yaptı. Tamamlanmasından sonra Tv ve Sinemada Kemal Sunal Güldürüsü adıyla kitap olarak basılan yüksek lisans tezinde kendi filmlerinin sosyolojik incelemesini yaparak iktidarların sanat alanına yaptıkları ideolojik müdahaleyi irdeledi.

Ölümü Ve Son Yılları
Hayatı boyunca toplam 82 filmde rol aldı. 3 Temmuz 2000 tarihinde Balalayka adlı filmin çekimlerine başlamak için Trabzon'a gitmek üzere bindiği uçakta kalkıştan hemen önce geçirdiği kalp krizi sonucu hayatını kaybetti. İstanbul'daki Zincirlikuyu Mezarlığı'nda defnedilmiştir. 2009 yılında Kemal Sunal ile anılarını anlatan Zeki Alasya, ölümünde korkularının kalp krizi geçirmesinde önemli etken olduğunu belirtti. Zeki Alasya ne kadar bazı şeylerden korksa da belli etmezdi, çok kibar bir adamdı yorumunu yapmıştır.

Hakkındaki Görüşler
Hakkındaki görüşler

Kemal Sunal, hem yüzünün fizik yapısı hem de mimik ve jestleriyle Fransız komedyen ve şarkıcı Fernandel'e benzetilirdi. Fernandel 1930'lu yıllardan 1960'lı yıllara kadar tıpkı onun gibi sayısız komedi filmi çevirmişti. Kendisiyle yapılan bir röportajda Sunal, kendisi için 'at suratlı' gibi benzetmeler bile yapıldığını, ama en çok Zeki Müren'in kendisini 'Fernandel'le Jean-Paul Belmondo karışımı' diye tanımlamasının hoşuna gittiğini belirtmişti.

    "Ben Kemal Sunal hayranıyım, filmlerini bıkmadan izliyorum. Muhteşem bir oyuncu. " -Bülent Ecevit

    "Varlığı yokluğu belli olmazdı, ama yönetmen ’motor’ dediği an, karşımızda devleşen bir aktör olurdu." -Emel Sayın

    "Kemal Sunal, filmlerinde genellikle, haklının haksıza, güçsüzün güçlüye karşı mücadelesini temsil eden büyük komedi ustasıydı." -Altan Öymen

    "Türk sinemasının usta sıfatına layık oyunculardan biri olan Sayın Sunal, çizdiği kompozisyonlarla hafızalarda önemli bir yere sahiptir." -Murat Sökmenoğlu

    "...çok takdir ettiğim, çok beğendiğim, hakikaten Türk sinemasına damgasını vurmuş, halkın sevgisini kazanmış, gönlüne girmiş olan çok büyük bir sanatçıydı." -Göksel Arsoy


Kadir İnanır


Kadir İnanır (d. 15 Nisan 1949; Fatsa, Ordu), Türk sinema oyuncusu.

Yaşamı
Kadir İnanır, 15 Nisan 1949'da Ordu’ya bağlı Fatsa ilçesinde dünyaya geldi. Kalabalık ailesinin son çocuğudur. Fatsa’daki ilkokul ve ortaokul eğitimi sırasında sahne yeteneğini çeşitli okul gösterilerinde sergiledi. İnanır, yatılı olarak okuduğu İstanbul Haydarpaşa Lisesi’nin ardından Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Radyo Televizyon Bölümü’nü bitirdi.

Ses dergisinin düzenlediği Sinema Artisti Yarışması'nda finale kaldı, ertesi yıl düzenlenen Saklambaç gazetesinin Fotoroman Artisti Yarışması'nda da birinci oldu (1968). Bir süre fotoromanlarda oynadıktan sonra Yedi Adım Sonra (1968) adlı filmdeki küçük bir rolle sinemaya başladı. İlk kez başrolde oynadığı 1970 tarihli, Atıf Yılmaz'ın yönettiği Kara Gözlüm filminde Türkân Şoray'la başrolleri paylaştı. Daha sonra Şoray'la birçok film daha çevirerek Türk sinemasının erkek yıldızları arasına girdi.

Zamanla daha nitelikli filmlere yöneldi. Atıf Yılmaz'ın yönettiği Utanç (1972), Selvi Boylum, Al Yazmalım (1977) ve Bir Yudum Sevgi (1984), Ömer Kavur'un yönettiği Ah Güzel İstanbul (1981), Kırık Bir Aşk Hikayesi (1981) ve Amansız Yol (1985), Şerif Gören'in yönettiği Tomruk (1982), Sen Türkülerini Söyle (1986) ve Katırcılar (1987), Erdoğan Tokatlı'nın yönettiği Suçumuz İnsan Olmak (1986) ve 72. Koğuş (1987), Zeki Alasya'nın yönettiği Dikenli Yol (1986), Zafer Par'ın yönettiği Yedi Uyuyanlar (1988), Melih Gülgen'in yönettiği Tatar Ramazan (1990) ve Tatar Ramazan Sürgünde (1992) bu filmler arasındadır.

5. Altın Koza Film Festivali’nde başrolünü Filiz Akın'la paylaştığı Utanç (1973) adlı filmle En İyi Erkek Oyuncu seçilen Kadir İnanır, başrollerini Fatma Girik, Serpil Çakmaklı, Nur Sürer, Erdal Özyağcılar ile paylaştığı 1985 tarihli Yılanların Öcü adlı Şerif Gören filmiyle ise 1986 Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde En İyi Erkek Oyuncu ödülününün sahibi oldu. Kadir İnanır, 1990’da Medcezir Manzaraları adlı film ile 3. Ankara Film Festivali'nde de En İyi Erkek Oyuncu dalında ödülün sahibi oldu.

Son dönem Türk sinemasında 2000 yapımı Komser Şekspir adlı Sinan Çetin filminde yeralan ünlü oyuncu, 24 yıl aradan sonra 2003 yılında Gönderilmemiş Mektuplar adlı filmde Türkan Şoray'la yeniden biraraya geldi. Uzun yıllar birbirine yakıştırılan ikili bu filmle de büyük ilgi topladı.

2005 yılında Memduh Ün ve Tunç Başaran'ın yönettiği, Fatma Girik ile birlikte başrollerini paylaştığı, Sinema Bir Mucizedir adlı yapımda oynadı.

Oynadığı filmlerin içeriği konusunda da etkili olan İnanır genellikle onurlu, özverili ve güçlü erkek tiplerini canlandırmıştır. Toplam 182 sinema filminde ve 7 televizyon dizisinde rol alan İnanır'ın en uzun soluklu dizisi Marziye adlı yapım oldu. Sosyoloji, ekonomi ve siyasetle de ilgilenen ve hiç evlenmeyen Kadir İnanır'ın kurbağa (göden) koleksiyonu bulunuyor. Hekimoğlu Türküsü Ümit Tokcan'la birlikte derlemiştir.

Kadir İnanır için, 2000 yılında Derman Bey dizisinin çekimleri sırasında rol arkadaşı olan Buket Saygı'ya gönderdiği smsler nedeniyle taciz suçlamasıyla dava açıldı. İnanır, smsleri "motivasyon" amaçlı gönderdiğini belirtmesine karşın 2003 yılında sonuçlanan davada "sarkıntılık ve hakaret etmek" suçundan 6 ay hapis cezasına çarptırmış, iyi halden dolayı bu ceza 456 milyon 300 bin lira para cezasına çevrilip ertelenmiştir.[2]

Şubat 2012'de bel fıtığı ameliyatı olan İnanır, ardından akciğerlerinde görülen bir tümör nedeniyle bir operasyon daha geçirdi





Şener Şen

Kemal Sunal Ve Şener Şen

Şener Şen (d. 26 Aralık 1941, Adana) Türk sinema ve tiyatro oyuncusu.


Hayatı
26 Aralık 1941 tarihinde, o zamanlar marangozluk yapan ünlü oyuncu Ali Şen'in oğlu olarak Adana'da dünyaya gelir. Sanat hayatına İstanbul Belediyesi şehir tiyatrolarında sahneye çıkarak başlar. Babası gibi sinema sanatçısı olmak istemeyen Şener Şen, kendisini tiyatro oyunculuğuna adar. Ancak tiyatrodan elde ettiği kazanç yetmediği için sinemaya girmek zorunda kalır. Dublajdan tanıdığı yönetmenlere, “Figüran olarak beni de çağırın. Ama bir şartım var, yevmiyemi o gün alayım” der.[kaynak belirtilmeli]

Sinemaya ilk adım attığı yıllarda figüranlık dahil her işi yapar. Beş yıl boyunca o kadar küçük rollerde oynar ki, bazen filmlerde sadece dans etmek veya başrol oyuncusundan dayak yemek zorunda kalır. 1975 yılında sinema kariyerinde bir dönüm noktası yaşar ve Ertem Eğilmez'in unutulmaz filmi Hababam Sınıfı'nda ‘'Badi Ekrem'’ tiplemesi ile büyük sükse yapar. Aynı filmde İnek Şaban tiplemesi ile ün yapan Kemal Sunal ile müthiş bir ikili oluşturur ve o yıllarda büyük gişe hasılatı yapan Süt Kardeşler, Şabanoğlu Şaban, Tosun Paşa, Kibar Feyzo, Çöpçüler Kralı ve Davaro gibi filmlerde oynar.

Şener Şen, yardımcı rolleri oynayarak 1984 senesine kadar gelir. O zamanlar Anadolu piyasasına hâkim olan işletmecilerin, “Şener Şen çok tutuyor, bir filmde başrol oynatalım” isteği, Arzu Film'e, Ertem Eğilmez'e kadar gelir. Fakat bu istekte tehlikeli bir yan vardır. Şener Şen o güne kadar Kemal Sunal ve İlyas Salman'la yaptığı kırsal kesimdeki uyanık, üçkâğıtçı, sahtekâr, dolandırıcı köylü tiplemelerinde oynamıştır. Ancak Şener Şen bu defa halkın istediğini yapmaz. “Onların istediği filmi yapmam, başrol oynayacaksam kendi istediğim filmi yaparım” diyerek isyan bayrağını çeker ve Başar Sabuncu'nun Namuslu filminde ilk kez başrole çıkar.[kaynak belirtilmeli] Filmde Mehmet Ali Rıza Bey işine son derece bağlı namuslu bir vatandaştır. Bu nedenle çevresindekilerce hor görülür. Zimmetine para geçirdiği söylentileri ortalığa yayılınca itibar görür ve el üstünde tutulmaya başlar. Ertem Eğilmez bu film için ona “Eğer bu film tutmazsa senin hayatın başlarken biter. Bir daha bir fırsat yakalayamazsın. Ama öbürünü seçersen yılda beş, altı film yaparsın, para da kazanırsın” der. Oysa “Namuslu” o yılın en iyi iş yapan filmleri arasına girer ve Şener Şen'in sinema kariyerindeki ikinci perde açılır.

Yeni Şener Şen artık iyi bir insandır. İnsanları kandırmayan saf temiz yürekli birisidir. Nesli Çölgeçen’in Züğürt Ağa 'sında saf bir köy ağasını, Milyarder'de piyangodan büyük ikramiye kazanan istasyon şefini, Muhsin Bey 'de artist olmak isteyen bir gence yardım eden organizatörü başarı ile oynar. Bu yıllarda moda olan müzikallerde de gözükür. Türk sinema seyircisinin sinema önlerinde uzun kuyruklar oluşturduğu taşlamalarla dolu "Amerikalı” ve “Arabesk” filmlerini çevirir. 1996’de ise Türk sinemasında bir devrim yaratan “Eşkıya” filminde Uğur Yücel ile birlikte oynar. Yavuz Turgul'un senaryosunu yazdığı ve yönettiği bu film Türk sinema sektöründe o dönem için bir rekor kırmış ve 2,5 milyonu aşkın seyirciyi sinemalara çekmiştir.



Şener Şen Ve Uğur Yücel, Eşkiya(1996) Filminden Bir Sahne

Rol Aldığı Tiyatro Oyunları

    Mucizeler Komedisi : Yavuz Turgul - MOS Yapım - 2004
    Bin Yıl Önce Bin Yıl Sonra : Yavuz Turgul\Vural Sözer - Şan Tiyatrosu - 1986
    Keşanlı Ali Destanı : Haldun Taner - Berlin Schaubühne Tiyatrosu - 1984
    Sade Vatandaş Şvayk Hitler'e Karş : Bertolt Brecht - Şan Tiyatrosu - 1983
    Neşşey-i Muhabbet : Şan Tiyatrosu - 1982
    Hababam Sınıfı Müzikali : Rıfat Ilğaz - Şan Tiyatrosu - 1981
    Sersem Kocanın Kurnaz Karısı : Haldun Tane - İstanbul Şehir Tiyatrosu - 1979
    Zengin Mutfağı : Vasıf Öngören - İstanbul Şehir Tiyatrosu - 1978
    Oyun Nasıl Oynanmalı : Vasıf Öngören - İstanbul Şehir Tiyatrosu - 1977
    Cyrano de Bergerac : Edmond Rostand - İstanbul Şehir Tiyatrosu 1967
    Othello : William Shakespeare - İstanbul Şehir Tiyatrosu 1967


Türkan Şoray


Türkân Şoray, (d. 28 Haziran 1945, İstanbul), Türk oyuncu, senarist ve yönetmen. Türk sinemasında Sultan lakabıyla anılmaktadır.

1960'larda sinema ile tanışmış, ilk sinema ödülü 1964 Antalya Altın Portakal Film Festivali'nde "Acı Hayat" filmiyle en başarılı kadın oyuncu ödülünü olmuştur. Dünyanın en çok film çeviren kadın oyuncusudur.Şoray, 12 Mart 2010 tarihinde Unesco Türkiye iyi niyet elçisi seçilmiş ve "Sevgiyle yapılamayacak bir şey yoktur diye düşünüyorum. Gücü sevgiyle birleştirirsek, birçok sorunun üstesinden gelebiliriz" demiştir. Ayrıca Şoray'ın kendi adını taşıyan bir ilkokul vardır.

Hülya Koçyiğit, Filiz Akın ve Fatma Girik'le birlikte, Türk sinemasının bir dönemine damgasını vurmuş dört önemli kadın oyuncudan biri kabul edilir. Bu dörtlü içerisinde, yönetmenlik yapan tek sinema oyuncusudur. Başrolünde kendisine eşlik eden Kadir İnanır ile oynadığı 1972 yapımlı Dönüş, 1976 yapımlı Bodrum Hakimi, 1973 yapımlı Azap'ın tek başına yönetmenliğini ve 1981 yapımlı Yılanı Öldürseler filminin Şerif Gören ile birlikte yapmıştır.

Özel Hayatı

İstanbul'un Eyüp ilçesinde doğan Türkân Şoray memur bir ailenin ilk çocuğudur. Nazan ve Figen adında iki kızkardeşi daha olan Şoray'ın babası vefat etmişti. Annesi Meliha Şoray (1927-1984)'ın desteğiyle sinemaya adım atan Şoray, 1962 yılında Galatasaray eski Asbaşkanı Rüçhan Adlı (1923-1995) ile 20 yıl bir birliktelik yaşadı. Bu süre içinde birkaç defa ayrılıp barışan çift, Rüçhan Adlı'nın eşinden bir türlü boşanamaması yüzünden yollarını ayırdı. Türkan Şoray, 1995 Ağustos'unda hastaneye kaldırılan Adlı'yı son anlarına kadar yalnız bırakmadı. Tiyatro oyuncusu Cihan Ünal ile 1983'te evlenmiş 1987'de ayrılmış ve bu evlilikten Yağmur adlı bir kızları olmuştur.

Sinema Kariyeri
Yeşilçam

Oturdukları Karagümrük'teki ev sahiplerinin kızı olan sinema oyuncusu Emel Yıldız ile bir film setine giden Türkan Şoray, Türker İnanoğlu'nun teşviki ile Yeşilçam'a adım atar. Emel Yıldız'ın yerine Şoray'ın da kariyerinin başlangıcı anlamına gelen 1960 yılı yapımlı "Köyde Bir Kız Sevdim" filminde başrol oynar.

Fatih Kız Lisesi ortaokulu bölümünde okurken, Karagümrük'teki ev sahiplerinin kızı olan sinema oyuncusu Emel Yıldız daha sonra "Panter Emel" olarak tanınmış, Yıldız ile bir film setine giden Türkân Şoray, Türker İnanoğlu'nun teşviki ile Yeşilçam'a adım atar. Emel Yıldız'ın yerine Şoray'ın da kariyerinin ilk sinema filmi olan 1960 yılı yapımlı "Köyde Bir Kız Sevdim" filminde Baki Tamer ile başrol oynamıştır.

Türkân Şoray sinemaya başlamasıyla ilgili anısını şöyle anlatır: "Sinemaya girmeden önce mahallemize bir film seti geldi. Filmin bir setini mahallemizde çekeceklerdi. Başrol oyuncusu kadını gördüğümde 'ne kadar güzel bir kadın' dedim. Bu kadın Muhterem Nur'du. Öyle şaşkın bir şekilde bakınırken yanıma bir adam geldi ve 'Sen de filmlerde oynamak ister misin?' diye sordu. Korktum ve hemen eve kaçtım. Bu adamın da daha sonra Memduh Ün olduğunu öğrendim. O zaman film setinden kaçmıştım ama daha sonra film setleri hayatım oldu." der.

Şoray'a ilk Altın Portakal ödülü getiren 1964 yapımlı yönetmenliğini Metin Erksan'nın yaptığı başrollerinde Şoray ve Ekrem Bora'nın yer aldığı Acı Hayat filmi Manikürcü Nermin’i canladıran oyuncu için kariyerinde önemli basamak olmuştur.

Başrolde bir eşe sahip oyuncuların başarılı olduğu filmlerde Şoray'a onlarca erkek sinema aktristi eşlik etmiştir. Klasikleşmiş birkaç Şoray filminde de eleştirmen Agah Özgüç'ün değimiyle Seyirciyi aldatmak, daha fazla para kazanmak için yayınlanmamış ancak seyirciye yayınlanmış gibi afişi basılmıştır. Şoray'ın Ediz Hun'la oynadığı 1980 yapımı Tabancamın Sapını Gülle Donatacağım adlı filmin afişinde Türkân Şoray ve Kemal Sunal olmasına karşın Ediz Hun ve Türkân Şoray'ın oynadığı ‘Güllü Geliyor Güllü’ filmi vardır. Kemal Sunal ise sadece figürandır. Sonrasında Kemal Sunal'ın popüler oluşuyla aynı film başka adla, başka afişle tekrar yayınlanmıştır. İlginç olaylardan biride Keşanlı Ali filmi olup görüntü yönetmeninin adı olan Ali, film afişinde Keşanlı’nın altına büyük harflerle yazıldığından ‘Keşanlı Ali’ olarak adlandırılıyor.

Şoray'ın ilginç sinema deneyimlerinden biri kendisi ile Filiz Akın'ın Günahkâr Kadın filminde biraraya getiren Ülkü Erakalın'dan henüz 17 yaşındayken bir film çekimi sırasında yediği tokat olmuştur.

90'lı yıllarla birlikte, televizyon dizileri çalışmalarına da ağırlık vermeye başlamıştır. Yaptığı bu çalışmalardan en çok ses getiren ve uzun ömürlü olanları, başrollerini Şener Şen'le paylaştığı İkinci Bahar ve Haluk Bilginer ile paylaştığı Tatlı Hayat olmuştur.

Bugüne kadar 203 filmde rol almıştır. Türkân Şoray ilk televizyon programı olan ve NTV'de yayınlanan konuklarıyla birlikte kendi sinema kariyerinin konuşulduğu televizyon programı Sinema Benim Aşkım'ısunmuştur. Şoray programında sinema oyuncuları ile sinema kariyerini anlatmaktadır.



Ödülleri


    1964: 1964 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü, Acı Hayat
    1968: 1968 Antalya Altın Portakal Film Festivali, En İyi Kadın Oyuncu Ödülü, Vesikalı Yarim[13]
    1973: 5. Altın Koza Film Festivali - En başarılı kadın oyuncu, Mahpus
    1973: Moskova Film Festivali (Rusya) - Özel Ödül, Dönüş
    1978: Taşkent Film Festivali - Uluslararası Aytmatov Kulübü Geleneksel Ödülü, Selvi Boylum, Al Yazmalım
    1987: 1987 Antalya Altın Portakal Film Festivali - En iyi kadın oyuncu, Hayallerim, Aşkın ve Sen
    1990: 2. İzmir Film Festivali - Altın Artemis Onur Ödülü
    1991: Türkiye Cumhuriyeti Devlet Sanatçısı ünvanı[14]
    1992: 8. Bastia Akdeniz Sinemaları Festivali - En iyi kadın oyuncu, Soğuktu Ve Yağmur Çiseliyordu
    1994: 6. Ankara Uluslararası Film Festivali - Emek Ödülü
    1994: 1994 Antalya Altın Portakal Film Festivali - En iyi kadın oyuncu, Bir Aşk Uğruna
    1996: 15. Uluslararası İstanbul Film Festivali - Sinema Onur Ödülü
    1999: Roma Film Festivali - Büyük Ödül
    1999: 2. Uçan Süpürge Kadın Filmleri Festivali - Kadın Yönetmen Ödülü
    2000: Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi - Zirvedekiler 2000 Ödülü
    2001: Akademi İstanbul - Yılın En Başarılı Sanatçısı Ödülü


Türkan Şoray Kanunları


Türk sinamasının "Sultan"ı Türkan Şoray, hayatını anlattığı "Sinemam ve Ben" isimli kitabında çektiği filmleri, çekimlerde yaşadıklarını, Türk sinamasının ünlüleriyle tanışmasını ve onlara dair hatıralarını paylaşıyor. Sultan'ın hayatına dair bugüne kadar bilinmeyen birçok ayrıntının yer aldığı, NTV yayınlarından çıkan 388 sayfalık kitapta 18 sayfalık meşhur "Türkan Şoray Kuralları" da yer alıyor.

Türkan Şoray'ın film anlaşmalarına şart olarak koyduğu ve Yeşilçam tarihine "Türkan Şoray Kuralları" olarak geçen meşhur kurallarını, imzalı ve mühürlü bir şekilde yapımcılara sunuyordu. Yapımcılar bu şartları kabul edip metni imzaladıktan sonra film çekimi başlıyordu. İşte Şoray'ın 18 maddelik kanunları:

- Türkan Şoray film senaryolarını film çekim tarihinden en az bir ay önce beğenir.

- Türkan Şoray senaryoyu beğenmezse yeni senaryo verilir.

- Çekilecek filmin yönetmeni ve baş rol erkek oyuncusu için Türkan Şoray'ın onayı şarttır.

- Türkan Şoray adı jenerik, afiş, ilan ve sinema fenerlerinde başta ve tek olarak yazılacaktır.

- Filmde öpüşme ve açık sahne olmayacaktır.

- Filmlerdeki tarihsel giysiler şirkete, modern giysiler ise Türkan Şoray'a aittir.

- Film çekimi yalnızca İstanbul'da olur, Şoray İstanbul dışına çıkamaz.

- Çalışma saatleri sabah 08.00 ile akşam 19.00 arasındadır.

- Türkan Şoray, pazar günleri çalışmaz.

- Türkan Şoray, mecburi gecikmeleri 10 günden fazla beklemez.

- Filmlerin seslendirilmesinde Türkan Şoray'ın onayı şarttır.

- Şirket filmi kendi hesabına çeker, başka şirket ile ortak yapım için Türkan Şoray'ın onayı şarttır.

- Film renkli ise Türkan Şoray'ın onayıyla çekim saatleri uzayabilir.

- Bu şartlara uymayan film şirketi 100 bin lira ödemeyi kabul eder.

- İhtilaf halinde İstanbul mahkemeleri yetkilidir.

- Turkan Şoray şirketlerden film başına (...) lira alır.

- Senaryoyu Türkan Şoray'ın onaylaması şarttır.

- Türkan Şoray mecburi gecikmeleri 10 günden fazla beklemez.


« Son Düzenleme: Mayıs 20, 2013, 18:19:12 ÖS Gönderen: BLTAZAR »
  • İşlemci               : intel Pentium 4 630 90nm Tek Çekirdek
  • RAM                   : 2gb DDR3 1333 Mhz
  • Ekran Kartı        : MSI N630GT-MD4GD3 4GB 128bit DDR3 (Directx 11) PCI-E 2.0
  • Bağlantı              : 8MBps TTNET Netlimitsiz Paket
  • İşletim Sistemi   : Windows 7 Professional 32 bit
  • Konsol                 : Play Statiton 3 Süper Slim 500gb
  • Eski Nick: D4NGER794

Leyla İle Mecnun Fan


Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi Fan


Breaking Bad Fan


                        Eğer Uğruna Ölmeyi Göze Almıyorsan Özgürlüğü Dilininizden Çıkarın! Malcom X

Çevrimdışı Yenilmez123

  • 6. Seviye
  • *
  • Banned!
  • İleti: 1.469
  • Aldığı Teşekkür: 35
  • Sorunlarınızı PM atabilirsiniz.
saol  :thumbup:
  • İşlemci               : AMD Phenom(tm) 9650 Quad-Core Processor x4 çekirdek ‎(2.30Ghz)‎
  • RAM                   : 2 GB-DDR2 // PSU-300 watt
  • Ekran Kartı        : ATI RADEON HD 3600 Series -2 GB-128 bit
  • Bağlantı              : Anakart:ASUS M4N78 SE
  • İşletim Sistemi   : Windows 7 - 32 Bit-Ultimate

Çevrimdışı Yarenzo

  • 1. Seviye
  • *
  • İleti: 99
  • Aldığı Teşekkür: 1
  • Ayna En İyi Dostumdur Ben Ağlarken O Asla Gülmez
  • Platform: PC + XBOX360 + PS3
Müthiş bi konu oyuncu sayısı az ama öz  :thumbup: :thumbup:
  • İşlemci               : İntel Core i5 3.60 ghz
  • RAM                   : 16gb-DDR3-1333MHz
  • Ekran Kartı        : ASUS HD7970X2 GDDR5 2GB 512BIT DX11.1
  • Bağlantı              : 1MBps TTNET Netlimitsiz Paket
  • İşletim Sistemi   : Windows 8 x64
  • Konsol                 : Ps3- XBOX-360
  • Eski Nick: Zampara543

Çevrimdışı Ahmet Baba

  • 1. Seviye
  • *
  • İleti: 47
  • Aldığı Teşekkür: 0
  • Her İşe Noktayı Koyarız...
Konu çok güzelmiş Sağol.
  • İşlemci               : Intel Core i5 460M 2.56 GHZ (2 CPU)
  • RAM                   : 4GB DDR3 667 MHz
  • Ekran Kartı        : ATI 2736mb Mobility Radeon HD 5000
  • Bağlantı              : 8MBps TTNET Netlimitsiz Paket
  • İşletim Sistemi   : Windows 7 Ultimate x64

Çevrimdışı BaDCoMPaNy

  • 3. Seviye
  • *
  • İleti: 273
  • Aldığı Teşekkür: 15
  • 13.05.2014 BIRAKTIM.
  • Platform: Yalnız PC
Çok güzel bir konu emeğine sağlık.  :thumbup:
Süper Lig İçin
#yüreğiniortayakoy SAMSUNSPOR!

Bir de sokak çocuklarına sor bi bak kirlenmek güzel mi?
-Allame
13.05.2014     15.35 BIRAKTIM

Çevrimdışı BLTAZAR

  • 8. Seviye
  • *
  • Banned!
  • İleti: 2.991
  • Aldığı Teşekkür: 236
  • Game Over?
  • Platform: PC + PS3
saol  :thumbup:
Müthiş bi konu oyuncu sayısı az ama öz  :thumbup: :thumbup:
Konu çok güzelmiş Sağol.
Çok güzel bir konu emeğine sağlık.  :thumbup:

Asıl yorumlarınız için ben teşekkür ederim...
  • İşlemci               : intel Pentium 4 630 90nm Tek Çekirdek
  • RAM                   : 2gb DDR3 1333 Mhz
  • Ekran Kartı        : MSI N630GT-MD4GD3 4GB 128bit DDR3 (Directx 11) PCI-E 2.0
  • Bağlantı              : 8MBps TTNET Netlimitsiz Paket
  • İşletim Sistemi   : Windows 7 Professional 32 bit
  • Konsol                 : Play Statiton 3 Süper Slim 500gb
  • Eski Nick: D4NGER794

Leyla İle Mecnun Fan


Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi Fan


Breaking Bad Fan


                        Eğer Uğruna Ölmeyi Göze Almıyorsan Özgürlüğü Dilininizden Çıkarın! Malcom X

Çevrimdışı ByNexus

  • Emektar
  • *
  • İleti: 3.136
  • Aldığı Teşekkür: 422
  • Platform: Yalnız PC
Bana göre türkiyemizin sinema camiasında en önemli üstat Kadir İNANIR ve şahane komedyende Kemal SUNAL dır...

Çevrimdışı TolgaKhan

  • 3. Seviye
  • *
  • Banned!
  • İleti: 383
  • Aldığı Teşekkür: 2
  • Ben bir sihirbazım ama önce kendimi kaybettim...
    • Facebook Profili
Döktürmüşsün eline sağlık.
  • İşlemci               : İ5-3330 3.00 GHz
  • RAM                   : 8 GB-DDR3
  • Ekran Kartı        : NVIDIA GeForce GTS 250 Dx10
  • Bağlantı              : 8 MBps - TTNET NetLimitsiz Paketi
  • İşletim Sistemi   : Windows 7 Professional
  • Eski Nick: tolgahan0638


Çevrimdışı BLTAZAR

  • 8. Seviye
  • *
  • Banned!
  • İleti: 2.991
  • Aldığı Teşekkür: 236
  • Game Over?
  • Platform: PC + PS3
Döktürmüşsün eline sağlık.
Sağol
  • İşlemci               : intel Pentium 4 630 90nm Tek Çekirdek
  • RAM                   : 2gb DDR3 1333 Mhz
  • Ekran Kartı        : MSI N630GT-MD4GD3 4GB 128bit DDR3 (Directx 11) PCI-E 2.0
  • Bağlantı              : 8MBps TTNET Netlimitsiz Paket
  • İşletim Sistemi   : Windows 7 Professional 32 bit
  • Konsol                 : Play Statiton 3 Süper Slim 500gb
  • Eski Nick: D4NGER794

Leyla İle Mecnun Fan


Behzat Ç. Bir Ankara Polisiyesi Fan


Breaking Bad Fan


                        Eğer Uğruna Ölmeyi Göze Almıyorsan Özgürlüğü Dilininizden Çıkarın! Malcom X

Çevrimdışı Aztaki

  • 7. Seviye
  • *
  • Banned!
  • İleti: 1.524
  • Aldığı Teşekkür: 5
  • PS3 Hakkında ki Sorularınızı P.M. atabilirsiniz
    • Facebook Profili
  • Platform: PC + PS3 + PSP
Teşekkürler Dostum   ;D
  • İşlemci               : Intel(R) Core(TM)2 Duo CPU E7200 @2.53GHz 2.53GHz
  • RAM                   : 3,00 GB
  • Ekran Kartı        : GtForce 8500 GT
  • Bağlantı              : 8 MBps - TTNET NetLimitsiz Paketi
  • İşletim Sistemi   : 32 Bit İşletim Sistemi Windows 7 Ultimate
  • Konsol                 : Psp 16,32 GB,Ps3 320 GB

 



Facebook Yorumları